14 Mart 2023 Salı

Padişahın biri: - "Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!" demiş.

 Padişahın biri:

- "Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!" demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana; 1.Yalancı: - "Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü." Padişah: - "Bunun neresi yalan?.." - "Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!.." 2.Yalancı: - "Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!.." Padişah: - "Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!.." 3.Yalancı: - "Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!" Padişah: - "Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir." Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. Ama bir gün bir Kayserili gelmiş; - "Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!.." 🤣

İçerik özeti

Padişahın biri bana yalan söyleyebilene…” başlıklı yazı, güçlü bir otorite figürü üzerinden dürüstlük, doğru sözlülük ve insanın kendine bile yalan söylemesi üzerine düşündüren bir metin.

Ana fikir:

  • İnsanların en zor yaptığı şeylerden biri “gerçeği olduğu gibi söylemek”
  • Güç, makam veya korku olduğunda insanlar daha çok yalan söyleyebiliyor
  • Asıl mesele başkasına değil, kendine yalan söylememek

Genel olarak içerik felsefi bir sorgulama + sosyal eleştiri tarzında.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

slm görüşleriniz bizim için değerli